zayıflamak için dikkat etmeniz gerekenler

Zayıflama Diyetinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

1- Diyetisyeninizden Destek Alın
Ne mutlu ki halkımızın bilinç seviyesindeki artış ayrıca bedenlerine ve sağlıklarına verdikleri değerin
de artması sonucu ‘neden diyetisyene gitmeli’ sorusuna ‘sağlıklı beslenmek, iyi yaşamak için’ yanıtını
almaya başladık.
Beslenme ve diyetetik bilimi halkın sağlığını, iyilik durumunu korumayı ve geliştirmeyi kendine ilke
edinmiş bir bilim dalıdır. Ve bu bilim dalının profesyonelleri diyetisyenlerdir. Diyetisyene gitmek için
sadece kilolu olmak gerekmez. Diyabet hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı,
kardiyovasküler hastalıklar gibi hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisinde, kilo kontrolünde, çocukların
beslenmesinde, sporcuların, gebelerin ve emzikli bayanların beslenmesinde diyetisyenin rolü oldukça
büyüktür. Bunların yanında çağımızın hastalığı olan ve özellikle hızlı gelişen ülkelerde en büyük sağlık
sorunu olan obeziteye yakalanmadan önce diyetisyene başvurarak sağlıklı beslenmeyi öğrenmek
gerekir.
Zayıflama diyeti yapan bireyin de diyetine tıbbi bir süreç gözüyle bakması gerekmektedir. Yani
zayıflamak için tek bir ipucu yeterli olmaz. Bize kilo kaybettiren unsur; bazı bitkiler, ilaçlar ya da
iğneler gibi hayatımız boyunca uygulayacağınız nitelikte ve sağlığı sürekli geliştiren bir şey değil ise
verdirdiği kilolar da kalıcı olmayacak ve bu unsur ortadan kalktığında verdiğiniz kilolar geri gelecektir.
En önemlisi kilo verirken sağlıklı beslenmeyi hayatınıza yer etmektir. Bu nedenle zayıflamaya karar
verdiğinizde yapmanız gereken en doğru şey başarılı bir diyetisyen ile görüşmek olacaktır.

2- Tek Taraflı Beslenmeyin
Doğadaki besinlerin hepsine ayrı ayrı gereksinimimizin olduğunu biliyoruz. Tek yönlü beslenmeyi
sağlayan diyetlerde mutlaka vücutta vitamin ve mineral eksikliği olacaktır. Örneğin sıfır karbonhidrat
öneren diyetlerde vücut enerji ihtiyacını yeterince karşılayamayacak ve kas dokularımızdaki
proteinleri sindirmeye başlayacaktır. Bu durumda kişi kilo verdiği için sevinecek halbuki farketmeden
kaybettiği tek şey kas ve su olacaktır. Zamanla vücudunda sıkılaşmalar yerine sarkmalar başlayacak ve
kişi güçsüzleşecektir. Ya da sadece protein alımını öneren popüler diyetlerde böbreklerinize çok ciddi
yük binecek ve hayati fonksiyonlarınızı yerine getiren organlarınıza zarar vermiş olacaksınızdır. Bu
nedenle; B vitamini ve temel enerji kaynağımız olan ekmeği de, kalsiyum kaynağımız olan süt ve süt
ürünlerini de, protein ihtiyacımızı karşılayan et ürünlerini de muhakkak diyetinizde bulundurmanız
gerekmektedir.

3- Öğün Atlamayın
Gün içerisinde tükettiğiniz yiyecekleri 5-6 öğün olacak şekilde ayarlamaya çalışın, az ve sık beslenin.
Uzun süreli açlıklarınızın sonunda bazal metabolizma hızınız düşecektir. Ana öğünlerin, ara öğünlerle
desteklenmesi, metabolizma hızınızı artırarak kilo vermenize yardımcı olacağı gibi, kan şekerinizi de
düzenleyerek daha çabuk doymanıza ve daha geç acıkmanıza katkı sağlayacaktır.

4- Yediğinizin farkına varın
Yemek yemeyi aceleye getirmek, ayaküstü atıştırmak, iki işin arasına sıkıştırmak, televizyon izlerken
telefonda konuşurken ve benzeri durumlarda besin tüketmek birçoğumuzun sık gerçekleştirdiği ve
doygunluk hissi vermeyen hatalı yeme şekillerindendir. Öğünlerinizi önemseyin ve vakit ayırın.

5-Stresle baş etmeyi öğrenin
Yapılan bir çalışmaya göre; stresli durumlarda vücudun yağ depolama hızında artış vardır. Stresle baş
etmeyi öğrenin ve vücudunuza iyi bakın. Egzersiz programları size bu konuda yardımcı olacaktır.
Yoğun egzersiz yapmayı sevmiyorsanız; yoga, pilates veya masajı deneyin.

6-Sıvı tüketmek için susamayı beklemeyin
Eğer idrar renginiz sarı ise yetersiz su alıyorsunuz demektir. İçtiğiniz su miktarını her gün ölçerek,
yeterli miktarda olup olmadığını kontrol edin. Ve günde en az 10 bardak su için. Vücudumuzda her
türlü metabolik faaliyetin su ile gerçekleştiğini bu nedenle yeterli su içmediğimiz zaman metabolizma
hızımızın düşeceğini unutmamak gerekir. Su içmekte zorlanan kişiler belirli bir süre sonra susama
hissinin tekrar ortaya çıktığını farkedeceklerdir.

7-Sürekli acıkıyorsanız kan şekerinizi ölçtürün
Kan şekerinizde düşme eğilimi varsa ve hipoglisemik atakları sürekli yaşıyorsanız beslenme planınıza
daha da özen göstermeniz gerekmektedir. Şekerinizi hızlıca yükseltip sonrasında normal seviyelerin
altına düşürecek olan glisemik indeksi yüksek besinlerden uzak durmanız gerekmektedir. Şeker,
şekerli tatlılar, bal, reçel, pekmez, pasta, kurabiye ve gofretler, ve incir, kavun, muz, üzüm gibi
meyveler glisemik inksi yüksek besinlerdendir.

8-Başkasına yazılmış diyetleri yapmayın
Diyet yapmaya karar verdiğinizde her şeyden önce yaş, cinsiyet, egzersiz düzeyi, kilonuz, yağ oranınız
ve beslenme alışkanlıklarınız dikkate alınarak kişiye özel bir reçete hazırlanması gerekmektedir.
Özetle, zayıflama programları kişiye özel hazırlanması gereken çözümlerdir. Başkasının sağlık
durumuna uygun hazırlanan bir diyet listesi sizi sağlığınızdan edebilir.

9-Sadece vücut ağırlığına odaklanmayın
Teknoloji bu denli gelişmeden önce ideal kilo, boy uzunluğuna göre hesaplanırdı. Ancak şimdi kontrol
edilmesi gereken birçok değer var. Örneğin; vücudunuzdaki yağ, kas ve sıvı miktarları, bel ve kalça
ölçüsü gibi. Vücut ağırlığı tek başına bir anlam ifade etmez. Bunun için vücut analizinizin yapılması
gerekir. Sadece kilo odaklı diyet yaptığınızda kilo veremediğinizi görünce vazgeçebilirisinz fakat belki
de vücut yağ oranınızda azalma olmuştur bunu da ancak vücut analiz cihazları ile bilebilirsiniz.

10-Alkol tüketimini mümkün olduğunca azaltın
Alkolün kalorisinin yüksek olmasının kilo vermenize engel olacağı gibi beraberinde tüketilen
besinlerin seçiminde de çok dikkatli davranmanız gerekir. Miktarlar konusunda ölçülü olmaya çalışın.

11-Daha fazla hareket edin
Yapılan araştırmalar 19. Yüzyıldaki insanların çağımıza göre yüzde 98 daha fazla hareket ettiğini
ortaya koymuştur ve o dönemde obez hasta sayısı şuankinden çok daha azdır. Hareketimiz her geçen
gün azaldıkça toplumumuzdaki kilo problemi de aynı hızla artmaktadır. Ne yediğiniz kadar, ne
harcadığınız da önemlidir. Bu sebeple şişmanlığın tek nedenini yediğimiz yiyeceklere bağlamak yanlış
olur. Genelde buzdolabının üzerine her hafta yeni bir diyet listesi asılır oysa dolabın üstüne ‘bugün ne
kadar yedim ne kadar yaktım’ yazmak çok daha doğru olacaktır. Eğer kendi başınıza yaptığınız spor
yeterli gelmiyorsa, motivasyonunuzun yükselmesi için bir spor merkezine iye olabilirsiniz. Yapılan
çalışmalar spor yaparken çevrenizde birileri olduğunda veya adımsayar kullanıp attığınız adımı
saydığınızda yapılan aktivitelerin daha aktif olduğunu göstermiş. Yani kontrol edilmek sporunuzu
daha verimli hale getirebilir.
Yapılan çalışma belirli periyotlarla yaptığınız egzersizinizin bir seansına gitmediğinizde sonraki seansı
da ekme ihtimalinizin % 61 olduğunu da göstermiş. Bu nedenle sporunuza ve aynı mantıkla diyetisyen
görüşmenize de günü gününe uymanızda fayda olduğunu göstermektedir.
Besinleriniz ilacınız, ilaçlarınız besinleriniz olsun. Sağlıklı günler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir